Yananın Ardında Kalan Sır
Share
İnsan bazen kendi elleriyle tutuşturur ateşi.
Kimi zaman farkında olmadan,
kimi zaman bilerek…
Ama her durumda bir şey yakılır:
Bir inanç, bir hikâye, bir benlik.
Ateş, geleneklerin gözünde ceza değil öğretmendir.
O önce alır; sonra görünmeyeni ortaya çıkarır.
Düşer insan.
Darmadağın olur içi.
Üst üste yığılmış sözler, yarım kalmış cümleler,
taşıdığı ama ait olmadığı yükler
bir anda alevle tanışır.
Dışarıdan bakıldığında kayıp gibi görünür bu an.
Oysa bu, hayatın en gizli mucizesidir.
Çünkü her yanışın içinde bir gizli kapı vardır.
Küllerin arasından yalnızca gerekli olan geçer.
Ruhun Ateşte Soyunuşu
Ateş tüketirken, kişi kendini çıplak bulur:
-
Maskesiz
-
Savunmasız
-
Korumadan ve bahaneden arınmış
Geriye kalan tek şey hakikattir.
İnsanı yoran, ağırlaştıran,
başkalarının sözleriyle örülmüş kimlikler
birer birer sönüp gider.
Ve ilk kez sorulur o unutulmuş soru:
“Ben kimdim, yanmadan önce?”
Külün Altında Saklanan Ses
Kül, göründüğünden daha zengindir.
Sessizliği yıldırımla doludur,
duruşu çağlar boyu bilgelik taşır.
O, ateşin anlattığı hikâyeyi fısıldar:
Eski sen öldü diye yas tutma.
O, yolunu açmak için kendini sundu.
Yanış bir son değil, dönüşün ta kendisidir.
Külün dili şudur:
“Giden, gitmesi gerekendi.”
Bir Sır Ortaya Çıkar
Ateş söndüğünde fark edilir sır:
Kişi yanmamıştır—yanan yalnızca kabuktur.
İçeride saklı duran öz
ilk defa havayla buluşur.
Ne daha gürültülüdür bu yeni varlık
ne de başka birine benzer.
Ama sağlamdır.
Kendi isminin ağırlığını hatırlar.
İşte sır budur:
Yakılan, gerçeği ortaya çıkarandır.
Yakılan kişi değil, kişiye engel olandır.
Küllerden Yeniden Yürüyen
Ve böylece insan yürümeye başlar:
İlk adımda hafifler,
ikinci adımda genişler,
üçüncüde artık eski yollara dönmeyeceğini bilir.
Çünkü yananın ardından kalan sır
sadece yeni bir yön değil,
yeni bir adalet de getirir:
-
Kalpte sadelik
-
Sözde doğruluk
-
Adımda cesaret
-
Ruhda açıklık
Ve tüm bunların altında
sessiz bir bilgelik akar:
Sırrı öğrenen bir daha yanmaktan korkmaz.