Umut, İnsanın Karanlıkta Tanrı’ya Verdiği Sessiz Sözdür
Share
İnsan karanlığa düştüğünde kelimeyi kaybeder. Dil susar, akıl yorulur, yön dağılır. İşte tam o vakit, sesle değil özle konuşulur. Umut, insanın karanlıkta Tanrı’ya verdiği sessiz sözdür. Ne dudaktan dökülen bir niyazdır ne de kulağa ulaşan bir yakarış. Umut, varlığın derininde atılan mühürdür; “Buradayım, çözülmedim” deme hâlidir.
Kadim zamanlarda umut, ışıkla anılmazdı. Çünkü ışık zaten görünenindir. Umut, karanlıkta doğardı. Yollar silindiğinde, işaretler kaybolduğunda, isimler anlamını yitirdiğinde… Umut, yıkıntının altında kalan en eski bilgidir. Külün içinde saklanan sıcaklık gibi; görünmez ama diri.
Umut etmek, bilmek değildir. Umut etmek, tutmak ya da yön vermek hiç değildir. Umut etmek; insanın anlayamadığını, ölçemediğini ve zamana sığdıramadığını Tanrı’ya teslim etmesidir. Bu yüzden umut, güçsüzlerin değil; teslim olmayı bilenlerin hâlidir. Umut eden, sonucu talep etmez. Hükmü bekler.
Kadim öğretilerde umut, bir kelime olarak nadiren anılır. O daha çok bir duruş olarak aktarılır: sabırda, bekleyişte, susuşta. Umut eden acele etmez. Kapıyı zorlamaz. Zamanı çekiştirmez. Çünkü bilir ki bazı kapılar ancak iç sessizlik tamamlandığında aralanır.
İnsan çoğu kez umudu zayıflık sanır. Oysa umut, çöküş anında bile dağılmamaktır. Her şey çözülürken özünü muhafaza edebilmektir. Umut, yenilgiye başkaldırı değil; yenilginin içindeki ilahi düzeni sezebilmektir.
Karanlık uzadıkça umut görünmez olur. Gösterişten kaçınır. Kendini ispatlamaz. Ama tam da bu yüzden gerçektir. Umut, insan ile Tanrı arasında kalan en mahrem ahittir. Ne tanığı vardır ne de şahit ister.
Ve bazen umut, insanın dilediği sûrette zuhur etmez. Lakin bu, umudun boşa düştüğü manasına gelmez. Zira umut neticeyi değil, dönüşümü kutsar. İnsan umutla yumuşar, eğilir, kabullenir. Biçim değiştirir.
Belki umut, Tanrı’ya “Henüz idrak etmedim ama emanet ediyorum” demektir. Cevap gecikse de beklemeyi bilmektir. Karanlığın içinde ışığı zorlamadan, vaktini tanımaktır.
Umut, insanın karanlıkta Tanrı’ya verdiği sessiz sözdür. Ve verilen her söz gibi, zamanı belirsiz olsa da hükmü saklıdır.